30 Aralık 2015 Çarşamba

    İnsanların gece daha üretken olduğunu söylerler. Hoş bunu söyleyen de insan değil midir? Neden kendimizi şartlandırıyoruz ki? Ben eve dönüş yolunda otobüste de üretken olabiliyorum mesela. Ya da sınavdayken tam bir formülü hatırlamam gerektiğinde. Kantinde sıra beklerken. Bence bizi üretkenliğe iten şey yalnız kalmamız. Kendimizle baş başa iken. Sonuçta gece de dahil olmak üzere bu saydıklarımın hepsine yalnız eğil miyiz?
   Ayrıca sanatçıların,aşkta, sekste  veya yalnızlıkta ilham bulmalarını da saçma buluyorum. Bunların hepsi birer şart. İstersen tuvalette deterjan/şampuan arkası okurken bile ilham geliyor. Elimdeki yaseminli yeşil çaya bakıyorum ve ilk çayın nası içildiği aklıma geliyor. sonra oradan acaba o kaynayan suya* çay yaprağı değil de defne yaprağı düşseydi nasıl olurdu diye düşünüyorum. Sonra kafamı çeviriyorum -ki çevirdiğim yerde pencere var soğuk içeri kar taneleriyle giriyor- yaprak toplamak geliyor aklıma. Bulduğum ilk yapraklardan odamın bomboş duvarlarına yapıştıracağım. Çivi olmadığı için tablolarımı bir yerlere koyuyorum çünkü. Al işte ilham. Bu yazıyı yazarken bile gelebiliyor. Yani mesele bakmakta değil görmekte.

kaynayan su* : aslında nerede okuduğumu hatırlamıyorum, ama lipton'un sitesinde buldum. Reklam değil. Sadece ilk paragrafı okumak yeterli. Çayın Tarihçesi

Ve tabi ki günün şarkısı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder